Dursun Ali Erzincanlı

Dursun Ali Erzincanlı Fan Sitesi
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Esselamun Aleykum
Paz Tem. 18, 2010 10:06 am tarafından H.kübra

» nerdesiniz!.......
Ptsi Mart 15, 2010 1:03 pm tarafından yemliha

» Mesut Şimşek-Sevdim/Tarsus Kutlu Doğum Proğramı
Perş. Mart 04, 2010 9:06 pm tarafından yemliha

» D/inlermisiniz / Farid Farjad
Perş. Mart 04, 2010 9:04 pm tarafından yemliha

» yaptığınız animasyon resim isyan ederse
Perş. Mart 04, 2010 5:45 pm tarafından yemliha

» Bilgisayarınız kapandıktan sonra ikonların savaşı
Perş. Mart 04, 2010 5:42 pm tarafından yemliha

» Bilgisayarınıza çok mu kızdınız??
Perş. Mart 04, 2010 5:39 pm tarafından yemliha

» denge sağlama
Perş. Mart 04, 2010 5:11 pm tarafından yemliha

» Adanali Farkı
Perş. Mart 04, 2010 5:09 pm tarafından yemliha

En iyi yollayıcılar
yemliha
 
Reyhan
 
H.kübra
 
Ashame
 
mehtap1996
 
FATMA TUL ZEHRA
 
esra
 
kubRa-NUR
 
naqehan
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 102 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 11:52 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 H.Z OSMAN(R.A)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Reyhan

avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 11/02/10
Yaş : 22
Nerden : Ankara

MesajKonu: H.Z OSMAN(R.A)   Cuma Şub. 12, 2010 10:49 pm

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Meleklerin bile hayâ ettiği halîfe HAZRETİ OSMAN


Hz. Osman, Müslüman olmadan önce ticâretle uğraşırdı. Zengin bir tüccârdı. Cemiyette, sevilen, sayılan bir kimseydi. İ'tibârı yüksek idi. Hz. Ebû Bekir'in de arkadaşı, yakın dostu idi. Önemli işlerinde ona danışır, onun fikrini alırdı. Câhiliye devrinin pisliklerine bulaşmadı.

Peygamber kızı olsa gerek

Müslüman olmasını şöyle anlatır:

Benim firâset sahibi olan bir teyzem vardı. Hastalandığında ziyâretine gitmiştim. Bana dedi ki:

- Yâ Osman! Sen öyle biri ile evleneceksin ki, ne o senden önce bir erkek görmüş olacak, ne de sen ondan önce bir kadın görmüş olacaksın. Bu kız çok güzel olup, sâliha biridir. Ayrıca bu kız, Peygamber kızı olsa gerek.

Ben teyzemin bu sözüne çok hayret ettim. Çünkü, peygamber olarak bildiğim kimse yoktu. Hiç ortada böyle bir şey yok iken, teyzem bunları nereden çıkartmıştı. Şunu da biliyordum ki, teyzem pek çok lâf etmezdi. Benim hayretler içinde kendisine baktığımı görünce konuşmasına şöyle devam etti:

- Merak etme, O kimseye cenâb-ı Haktan vahiy gelmeye başladı. Sen O'nu bulmakta güçlük çekmiyeceksin!

- Ey teyzem, hep sır olan şeyler söylüyorsun. Beni meraklandırıyorsun. Sözlerini biraz açarak beni meraktan kurtar.

- Muhammed bin Abdullah'a peygamberliği bildirildi. Artık halkı hak dîne da'vete başladı. Çok zaman geçmez ki, sen O'nun dînine girer kurtulursun. O'nun dîni, bütün âlemi aydınlatacaktır.

Bu mes'ele benim zihnimi çok meşgûl etmeye başladı. Her önemli mes'elede fikrini aldığım, Hz. Ebû Bekir'e koştum. Teyzemin söylediklerini kendisine aynen bildirdim. Bana dedi ki:

- Teyzen doğru söylemiş. Yâ Osman, sen akıllı adamsın. Hiç görmiyen, işitmiyen, fayda veya zarar veremiyen şeye nasıl tapınılır? O nasıl ilâh olarak kabûl edilir?

- Yâ Ebâ Bekir, doğru söylüyorsun. Ben de bu mantıksızlığın farkındayım. Fakat çâre bulamamıştım.

- Merak etme, artık bize hak yolu gösteren zât geldi. Ben kendisinin peygamber olduğuna inandım, îmân ettim. Gel seni de huzûruna götüreyim, sen de îmân et!

Cennete da'vet eder

Beraberce Resûlullahın huzûruna vardık. Bana buyurdu ki:

- Yâ Osman, Hak teâlâ seni Cennete misâfirliğe da'vet eder. Sen de bu da'veti kabûl et! Ben bütün insanlara hidâyet rehberi olarak gönderildim.

Resûlullahın, güleryüzle gâyet samîmî bir şekilde yaptığı bu da'vet üzerine, hemen büyük bir şevkle kelime-i şehâdet getirip, Müslüman oldum.

Daha sonra Resûlullaha, Şam'a gittiğimde gördüğüm rü'yâyı anlattım. Rü'yâmda, "Ey insanlar, uyanın! Ahmed Mekke'de zuhûr etti" diye nidâ işitmiştim. Sonra da Mekke'ye gelince de, teyzem bana Resûlullah efendimizden haber vermişti.

Hz. Osman, çok cömert idi. İyilik yapmayı, muhtaç kimselerin ihtiyaçlarını görmeyi çok severdi. Güzel hâllerinden dolayı, Resûlullah efendimiz kendisini çok severdi.

Peygamber efendimiz, Eshâbının ileri gelenlerinden çoğunun bulunduğu bir toplantıda, sohbet buyururken:

- Herkes dostunun yanına varsın, buyurdu.

Sen benim sevdiğimsin

Herkes sevdiği arkadaşının yanına gitti. Peygamber efendimiz de, Hz. Osman'ı yanına alıp buyurdu ki:

- Sen, dünyada ve âhırette benim sevdiğimsin.

Hz. Âişe anlatır:

Resûlullah efendimiz, bir gün istirahat ediyordu. Bu sırada Hz. Ebû Bekir içeri girmek için izin istedi.

İzin verilip içeri girdi. Resûlullah hiç hâlini değiştirmedi. Sonra, Hz. Ömer izin alıp içeri girdi. Yine hâlini değiştirmedi. Uzanmış vaziyette iken onlarla sohbet ettiler.

Daha sonra, Hz. Osman kapıya gelip içeri girmek için izin istedi. Peygamber efendimiz oturdular. Hz. Osman'ı bu şekilde kabûl ettiler.

Hepsi gittikten sonra sordum:

- Babam Ebû Bekir ve Hz. Ömer içeri girdiklerinde hiç hâlinizi bozmadınız. Fakat Hz. Osman içeri girince, oturdunuz. Bunun sebebi nedir?

- Meleklerin hayâ ettikleri bir kimseden ben nasıl hayâ etmem.




En son Reyhan tarafından Cuma Şub. 12, 2010 10:54 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
H.Z OSMAN(R.A)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Osman Öztunç- ''Musinler Ölmez Ölmez''

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dursun Ali Erzincanlı :: İslam :: Ashab-ı Muhammed-
Buraya geçin: